Richard Stallman günlüğü #1

Posted: Şubat 24, 2011 in hayat
Etiketler:, , , ,

Bu sene 7. si düzenlenen bilmök Yeditepe Üniversitesi’nde bugün başlıyor. Organizasyonun en ağır misafiri(belki sadece mecazi anlamda da olmayabilir, emin değilim :P) de Free Software Foundation‘ın kurucusu Richard Stallman(RMS). Biliyorsunuz ben de eski bir Yeditepe öğrencisi ve asistanıyım ve hala okulda fazlasıyla arkadaşım var. (bir çoğu bana hala hocam demekte ısrar etseler de ben onları arkadaşım olarak görüyorum. Onların da beni öyle gördüklerini tahmin ediyorum ama ağız alışkanlığı herhalde. Gereksiz ayrıntı notu sonu) RMS’in buraya gelişi sırasında yucomp‘daki arkadaşlar çok büyük emek sarfettiler, hepsini başarılı organizasyonlarından ötürü kutluyorum.

Bu organizasyon uğraşısı sırasında, RMS’in gittiği yerlerde otelde kalmak yerine evde kalmak istediğini öğrendim, bizim arkadaşlar da ona kalacak yer bakıyorlardı. Ben de bende kalabileceğini söyleyince, bu işi böyle halletmiş olduk ve dün akşam kapıyı açtığımda saçıyla sakalıyla canlı canlı karşımda Richard amcayı görüverdim.

Kendisi gelmeden önce, kendisi hakkında bir sürü şey dinledik, okuduk. Bunlarda hep RMS’in aksi bir adam olduğu yönündeydi ve açıkçası bunlardan dolayı baya bir tedirgin olmuştum gelmeden önce. Ama ilk geldiği andan itibaren bütün düşünceler yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı, çünkü söylenenin aksine kendisi sıcak kanlı, sempatik ve tatlı bir insan izlenimi yarattı bizlerde.

Acayip rahat bir kişilik kendisi, amerikalı insan tipi mi böyledir yoksa bu rahatlık kendisinden mi kaynaklanıyo bilmiyorum ama daha eve geldiğinin ilk 2 dakikası içinde zart diye osurdu (: Bize küçüklüğümüzden beri ahlak ve görgü kuralları olarak sunulan şeylerin çoğunu sallamadığını söyleyebilirim size. Bunun kişisel mi kültürel mi olduğunu dediğim gibi bilemiyorum ama rahatlığı çok iyiydi.

İlk akşam yemeğinde Gizem ve Ayşe’nin (sanırım işin içinde anneler de var, Ayşe isminden çok emin değilim zira kendisini görmedim hiç.) yemekleri eşliğinde, ben, Destan, Gizem ve Uğur, RMS’e eşlik ettik, muhabbet güzeldi. Destan ile uzun bir Zeitgeist tartışması yaptılar. Teknoloji nerdeyse hiç konuşmadık herhalde.

İlk akşamki sohbetlerden en çok aklımda kalan kendisinin dünyanın daha iyi bir yer olması için çok radikal değişiklikler olmasına gerek olmadığını düşünmesi. Mısırdaki devrimim güzel bir gelişme olduğunu bir lafın arasında söyledi. (Burda devrime övgü ve radikal değişikliklere gerek olmadığı sözü benim kafamda bazı soru işaretleri doğurdu. Umarım bir fırsatını bulup sorabilirim bunları.)

Yemeklerin çoğunu sevdi. Yoğurtlu havucu sevmedi (ki benim en sevdiğim şeylerden bir tanesidir.) Hasanpaşa köfte, yaprak sarma ve barbunyanın çok hoşuna gittiğini söyledi. Aynı zamanda kabak tatlısını da sevdi. Gelmeden önce çay konusunda eğer çayı seversem şekersiz ve sütsüz içerim demişti. 2 fincan içti çayımdan (bunu ben yaptım :P) hem de sütsüz şekersiz. Siz düşünün artık gerisini (:

Çikolatayı çok seviyor kendisi, yanında getirdiği çikolatalardan ikram edince de neden çikolatayı çok sevdiğini de anlıyorsunuz.

Değişik konularda, değişik mantık yürütmelerden normal insanların vardığından daha değişik sonuçlara çıkıyor kendisi ama söylediği zaman da mantıklı geliyor bunlar size.

Çok uzattım, kısacası ilk akşamın sonunda kendisini sevdik ve denilenlerle hiç alakası olmayan bir adam olduğunu gördük. Şeker mübarek😀 Bakalım ilerleyen günler neler gösterecek.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s