Ramazan dayanışması kalıcı kılınamaz mı?

Posted: Eylül 1, 2008 in hayat
Etiketler:, ,

Ramazanla birlikte kent meydanlarına iftar çadırları da kuruldu. Varoşlara yardım kolisi dağıtımı başladı.
Yurttaşın gözüne girmeye çalışan yerel belediyeler, parti örgütleri, yardım kuruluşları bedava iftar yemeği için yarışıyorlar.
Hiç kuşkusuz övgüye değer bir yardımlaşma geleneği bu…
Komşusu açken tok yatanı kendinden saymayan bir kültürün asırlık dayanışma biçimi…
Yürek ferahlatan, biraz da vicdan azabından kurtaran bir âdet….
* * *
Ancak günümüzde asıl amacından sapıyor.
Gösteri çağı, iftar çadırlarını da birer şov merkezi haline soktu.
Çadırı dikenin, yardımı yapanın, yemeği verenin, sofrayı kuranın adının uluorta ifşa edildiği iftar yemekleri…
Birer parti hediyesi şekline bürünen yardım kolileri…
Sevap işleyenle yardımı alan arasında kalması esas olan yardımlaşma seanslarına kameraman ordusuyla gelen ünlüler…
Ramazanı, bir halkla ilişkiler kampanyasına dönüştüren bu tavır yardım alanı ezdiği gibi, dayanışma geleneğini de zedeliyor.
* * *
Gerçi ülkede yaygınlaşan yoksulluğa, ağırlaşan geçim sıkıntısına, açlık sınırında yaşayan aile sayısındaki artışa bakıldığında, “bu ayrıntılar”ı dert etmek, birçoklarına lüks gibi görünüyor.
Toplu bir para uğruna, medya tuzaklarında ekran önünde çoluk çocuk yarıştırılmaya bile razı olanlar için, üzerinde falanca partinin damgası bulunan bir yardım kolisi ya da filanca derneğin iftar yemeği, reddedilmesi zor bir armağan…
Bir alternatif üretmeden “Vatandaşa bedava kömür dağıtıp oy topluyorlar” diyerek muhalefet yapanların sandıkta ne hale geldiğini gördük.
* * *
Acaba hem toplumdaki dayanışmacı damarı diri tutup hem bunu gündelik politikaya alet etmeyecek, yardım yapanı reklam etmekten kaçınıp yardım alanı ezmeyecek bir yöntem bulunamaz mı?
Ramazanda canlanan bu seferberlik, bütün yıla yayılamaz mı?
İş, yoksula iftar çadırı kurmanın, mahalleye erzak kolisi dağıtmanın ötesine taşınamaz mı?
İşsizler için pratik iş olanakları ya da onları güvenceye alacak bir sigorta sistemi geliştirmek, evsizlere daimi barınak, açlara aşevi, yoksullara kısmi destek sağlamak için kamusal denetim altında sivil bir yardımlaşma sandığı düşünülemez mi?
Bunun da ötesinde, sorunun kökeninde yatan gelir adaletsizliğini dengeleyecek, yoksullukla mücadele edecek, pahalılığa çareler üretecek kalıcı sosyal politikalar geliştirilip, gereken kaynak için yardımseverlerden bir fon oluşturulamaz mı?
Bunun için çok ortaklı, sivil bir ulusal kampanya açılamaz mı?
İlgili ya da gönüllü kuruluşlar bu kampanyanın çatısı altında toplanamaz mı?
Ramazanda hediyeli ev ziyaretleri için yola düşen yardım gönüllüleri, iftar çadırı kuran belediye örgütleri, bu kampanyaya omuz veremez mi?
* * *
Ramazanı bir yasak savma, vicdan rahatlatma molası olmaktan çıkarıp onun ilham verdiği dayanışma ruhunu tüm yıla yaymak mümkündür.
Bireysel destek çabalarını kurumsallaştıracak, Ramazan’daki yardım seferberliğini daimi kılacak yollar bulunabilir.
Sadaka verir gibi değil, elindekini komşusuyla paylaşır gibi bir yardımlaşma yöntemi geliştirilebilir.
Böylesi hem daha kalıcı, hem daha zariftir.
Herkese mübarek ramazanlar!

http://www.milliyet.com.tr/2007/09/15/yazar/dundar.html

Yorumlar
  1. sacsizkral diyor ki:

    “Sevap işleyenle yardımı alan arasında kalması esas olan yardımlaşma seanslarına kameraman ordusuyla gelen ünlüler…”

    İşte bu cümlede bahsedilen şey, işin bütün hayrını, güzelliğini kaçırıyor maalesef. Reklam platformuna dönüşüyor yardımlaşma organizasyonuları. Zengin is sırf kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diyerek, elalemin gözüne soka soka yapıyor bu yardımları (gönülden yapanları tenzih ederim).

    İftar çadırlarının ise anafikri kaybolmuş gibi geldi bana. TV’de gördüğüm bir iftar çadırı manzarasının içinde yemek yiyen insanların büyük çoğunluğu, aslında hiç de ihtiyacı olan insanlar gibi değildi. Kimisi evine yetişemediği için oradaydı, kimisi ise oradaki atmosferi sevdiği için. Tamam iyi, hoş. Ancak ya ben bu çadırların amacını yanlış biliyordum bugüne kadar, ya da o giderek bu etkinlikler amacından sapıyor.

    Nitekim, toplum olarak samimi değiliz. Samimiyet kavramı, çıkarlarımızla örtüştüğü sürece bir anlam ifade ediyor çoğu zaman. Bana göre sorun, sosyal sıkıntıların insanlarımızın karakterlerini kökünden değiştirmesindedir. Çözümü bilmiyorum, bilsem zaten kral olurum, çıkarım doğrultusunda kullanırım (çok samimiyim)🙂

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s