Yazan: birben Ağustos 26, 2008
Bu sefer de uzun oyuncular için Eric Musselman’dan bir yazı…
Eğer uzun oyuncularınızı geliştirmek isteyen bir koçsanız, işte size Santa Clara basketbol işlerinin direktörü Jason Ludwig‘den bazı ipuçları.
Dört hızlı ipucu:
1- Sahayı koş. Rakibin senden büyük de olsa güçlü de olsa sahada ondan daha fazla koşabilirsin. Bu senin fiziksel kondisyonunun üst seviyede olmasını gerektirir, böylece potadan potaya büyün maç boyunca koşabilirsin. Sahada koşan uzun oyuncu sadece kendisine sayı yapmak için kolay fırsatlar yakalamaz aynı zamanda geçiş oyununda(transition) takım arkadaşlarına açık pozisyonlar yaratır.
2- Panyayı kullan. 10 feet(3 metre) içinden şut atarken sürekli panyayı kullanmaya çalış. Böyle yaparak yakın mesafelerden atış yaparken panyayı kullanmadan atış yapma ustalığından kurtulmuş olursun.
3- Topu zekice iste. Sahayı her zaman sağlam bir şekilde koşmalısın bu sayade topu alabilirsin. Eğer alamaszan güçlü bir şekilde post-up yapıp (sırtı potaya dönük) topu istersin. Takım arkadaşın şut attığı zaman, topu almak için hücum ribaunduna güçlü bir şekilde çık. Uzun oyuncu topu ne kadar çok alırsa, o kadar çok sayı atacaksın ve takımın o kadar daha fazla sayı yapmış olacak. Topu almak için basitçe topu isteyemezsin onu talep etmelisin.
4- Ellerin üzerine çalış. Sana atılan her pası yakalamalısın.
Original Post by Eric Musselman : http://emuss.blogspot.com/2008/08/four-tips-for-your-bigs.html
Yazı kategorisi: Eric Musselman | Etiketler: Basketbol, Jason Ludwig, transition, uzun oyuncu | » yorum bırak;
Yazan: birben Ağustos 1, 2008
Bu hafta başında “USA Today”de çıkan 15 yıllık oyun kurucu Jason Kidd hakkındaki makaleyi görmüş olabilirsiniz.
Bir kolej oyun kurucusu (çok iyi olmayan) olarak ve oyun kurucunun sahadaki en önemli pozisyon olduğuna inanan biri olarak makaleden mükemmel oyun kurucuyu tanımlayan 4 özellik çıkardım.
1-Saha Görüşü: “O şeyleri görüyor” diyor Dwayne Wade Jason Kidd’in 6. hissi hakkında. “Sahada olduğunuzda ve onun bir şeyler yaptığını gördüğünüzde, onu 3 dakika kadar falan önce gördüğünü düşünüyorsunuz.”
2-Yüksek Basketbol Zekası: “Aklı onun en büyük yeteneği” diyor Krzyzewski. “Ve saha içindeki durumlara iç güdüsel olarak tepki verme kabiliyeti en üst düzeyde, bu oyunu şimdiye kadar oynayanlar arasında olabilecek en üst seviyede.” Krzyzweski Kidd’in basketbol zekasını Kidd’in Kaliforniya’da büyürken idolu olan Magic Johnson ile karşılaştırıyor.
3-Sadece paslar değil, mükemmel paslar: “O bir pasör olarak büyüdü, açıları anlıyor. Jason ile beraber çok boş şutlar yakalıyorsunuz. Topu tam olması gereken yere koyuyor.” Geçen sene şut antremanlarından birinde Kidd Carmelo Anthony‘e dönüp “Topu nereye istersin” diye sormuş Anthony tam olarak Kidd’in ne demek istediğini anlamayarak şaşkın bir şekilde bakmış. “Ne demek istiyorsun?”. Krzyzewski Oyuncuların Kidd’in topu istedikleri en iyi yerde onlara verebileceklerini anladıklarında reaksiyonlarının “Yani oda servisimiz olacak, peki etimi de kesecek misin? Bana topu belirli pozisyonlarda mı vereceksin?” olduğunu söylüyor. Peki Anthony topu nerde istiyor? “Onu bana nerde verirse” diyor Anthony.
4-İşleri kolaylaştırma yeteneği: “Bizim takımımız için muhteşem olan şey eğer Kobe, Carmelo ve LeBron’u oyuna sürerseniz, sadece işleri kolaylaştırmaya bakan bir oyun kurucuya ihtiyacınız var ve işte bu Jason’ın yaptığı” diyor yardımcı koç Jim Boeheim. “Diğer büyük oyun kurucuların oyunlarında skor payları var, hatta bunlardan bazılarının oyununda büyük bir payı var, ama Jason’ın hiç bir zaman şut atmaya ihtiyacı yok.” Bu yaklaşım paslaşma üzerindeki vurgu ve bencil olmayan oyun ile birlikte uluslarası maçların takım yönlü anlayışına uyuyor.
Original post by Eric Musselman: http://emuss.blogspot.com/2008/08/four-traits-of-perfect-point-guard.html
Yazı kategorisi: Eric Musselman | Etiketler: Basketbol, Jason Kidd | » yorum bırak;
Yazan: birben Temmuz 14, 2008
Merhabalar,
Blogumu yazarken sürekli takip ettiğim koç Eric Musselman’ın yazdığı bazı yazıları da Türkçe’ye çevirerek buraya koymayı düşünüyorum. ( Tabi çeviri elimden geldiğince olacak.) Bunu yapmak için kendisinden izin almış bulunmaktayım o yüzden bir sıkıntı yok. ( Thank you again Eric for your permission to translate your posts of your blog) Her çevirdiğim yazının altına orjinal linki koyacağım zaten. Ayrıca yan tarafta sağınıza denk düşüyor Eric Musselman’ın kendi blogu da bulunmakta… Neyse ilk çevirim aşağıda, iyi okumalar…
Birleştirici adamın kim?
Tayshaun Prince’in önümüzdeki ay Beijing’de yarışacak A.B.D takımındaki rolüyle ilgili bir hikaye gördüm.
Yazıya göre:”Prince Beijing’e gidecek olan 2008 olimpik takımına kavranılamaz ve zor işleri istekle yapması sebebiyle seçildi, bunlara rağmen değil.”
Prince şöyle diyor: “Fedakarlıkta bulunmaya gönüllü ve diğer işleri yapacak adamlara sahip olmalısınız ve ben kesinlikle bu adam olduğuma inanıyorum.”
Koç K (A.B.D takımı koçu Mike Krzyzewski) Prince’ı takımı bir arada tutabilecek birleştirici adam olarak tanımlıyor.
“O kesinlikle bir takım oyuncusu ve star. Ben oyuncuların egolarını azaltmak ve onlara ‘Sen 11. ve ya 12. oyuncusun’ demek istemiyorum. Ben onların birer star olmasını istiyorum. Ve ben Tayshaun 11. ve ya 12. adamdır demiyorum, fakat biz onu oyunda nereye koyarsak koyalım onun şampiyon bir takıma yaraşır yüksek bir ego ile gelmesini istiyoruz. O bizim takımımızın birleştirici adamı.”
Her takımın birleştirici adama ihtiyacı vardır. Ben bu tanıma uygun bir kaç oyuncuya koçluk yapma şansına sahip oldum. CBA liginde bu Keith Smart‘dı. USBL’de Larry Lewis bu rolü doldurdu. Shane Battier Memphis’teki birleştirici adamdı. Brian Cardinal ve Darrell Armstrong Golden State ve Orlando’da takımın kazanmasına yardım etmek için herşeyi yapmaya gönüllüydüler.
Eğer koç iseniz birleştirici oyuncunuzu bulun. Eğer oyuncu iseniz takımınızı bir arada tutabilecek yapıştırıcı (birleştirici) nasıl olabilirsiniz?
Original Post by Eric Musselman: http://emuss.blogspot.com/2008/07/who-is-your-glue-guy.html
Yazı kategorisi: Eric Musselman | Etiketler: Eric Musselman | » yorum bırak;