Murat BİRBEN

Gelişine ne olursa…

Haziran, 2009 için Arşiv

İngiltere izlenimleri – II

Yazan: birben Haziran 29, 2009

Yazalım bakalım madde madde yine aklımıza takılanları, buraya geleceklere önerileri

1- Londra’ya gidenler muhakkak London Eye ve London Dungeon’ı ziyeret etsinler. Ama gitmeden önce internete bakıp bunların kombinelerinden alıp işi ucuza getirmek lazım. Bir de mümkünse haftasonu gidilmesin her yerde sıra oluyor.

2- Ben’s Cookies burdaki kurabiyelerden tatmadan geçmeyiniz, sütleri de şahane. Kurabiye ve süt ikilisi böyle sizi kendinizden geçiriyor efenim. Çikolata severler için özel duyuru; triple chocolate :)

3- Gitmeden önce de duyduğum cider bunu da içmeden gelmeyin. Beni tanıyanlar inanmıcaklar belki ama benim bile hoşuma gitti. Neden mi inanmıcaklar çünkü bu asitli bir içecek (ben asitli içecek içmiyorum da :) ) Asitli dediysem bira kadar dilimi yakmadı, tadı da iyiydi. Deneyiniz efenim. Bir de merak konusu oldu, arkadaşın söylediğine göre Türkiye’de yokmuş bu cider, bir girişimciden bu girişimi bekliyorum. Bence çok gideri var… (Eğer Türkiye’de hali hazırda satılıyorsa, uyarınız :) )

4- İlk madde de söylediğim London Dungeon da aslında 3. maddede söylediğim cider girişimciliği gibi bir girişimcinin dikkatini çekmeli diye düşünüyorum.  Bir bakınız anlayacaksınız ne dediğimi

5- İlk izlenimlerde yeşilliklerden bahsetmiştik çok diye, yok bu fikrimden vazgeçmedim ama ufak sinek böcük de çok arkadaş. Yüzüne gözüne girip duruyorlar, hatta arkadaş bir tanesini yuttuğunu iddia etti :)

6- Saat kulesi ve heykel konusunda ellerini hiç korkak alıştırmamışlar, her yer özellikle heykel dolu. İyi mi güzel mi, bence güzel. Bizim ülkemizde olur mu? Sanmam…

7- Themes nehrinin suyu çok pis ama bizim lağım kokan pislikler gibi değil zannedersin ki çamur akıyor sadece.

8- İngilizler kesinlikle çok çalışmıyorlar. Mekanlar 5te maksimum 6da hemen kapatılıyor ve hemen publara gitmece. Pub yaş ortalaması da hiç bizdeki gibi değil, her yaştan insanı çok rahat görebilirsiniz. Öğrendiğime göre, İngilizler evde pek oturmazmış ya çıkıyorlar çayır çimen yayılıyorlar (gündüz) ya da pub falan içiyorlar (akşam)

Bu seferde bu kadar :)

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Eski hatunlardan kalan damak tadları

Yazan: birben Haziran 25, 2009

Eski sevgililerden muhakkak kalır insanlara birşeyler. Benim hayatımdaki en önemli noktalardan bir tanesi de damak zevkim olduğu için giden hatunların bana kazandırdıkları tadların ilk üçünü yazıcam burda. Öyle bilinmedik şeyler değil ama haklarını vermek lazım hayatıma onlar soktular, sağolsunlar varolsunlar.

3ten başlayalım :)

3- Barbekü sosu. Evet bildiğiniz barbekü sosu. Üniversiteye gelinceye kadar haberim olmayan ama geldiğim ilk sene burger kingte karşılaşıp vurulduğum tad.(hiç denemedim kendim yapmayı ama buyrun size tarif)

2- Sade kahve. Evet bildiğiniz sade kahve, ön yargılardan kaynaklanan acı olur içememi kaldırmamı sağlayan abla sen de sağol. Arkadaş, tadı esas içine şeke,r süt vs. katmadığında anlaşılıyor bu kahvenin. Çok da güzel oluyor artık kahvenin içine hiç de bişey katmıyorum.

1- Bunun bir adı var mı bilemiyorum, normal yemeklerin arasında normal bir sofrada birden önüme getirmişti ama sonra benim için muhteşem bir rakı mezesi olabileceğini o dakika kimse bilmiyordu herhalde. Eğer bir adı varsa, okuyan biri de olursa yazıversin aşağıya. Olay şu ton balığını alıyoruz, yağını mümkün oldukça süzüyoruz. Biraz limon sıkıyoruz üzerine, yeterli derecede de mayonez ve isteğe bağlı olarak mısır taneleri. Sonra bunları bir güzel karışıtırıyoruz. Mükemmel bir tad çıkıyor karşımıza emin olun :) Sana da çok teşekkürler eski hatun :) (Fotoğrafta rakıların arkasındaki mezelerden sol alt köşede olanı ((: )

rakıMeze

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

İngiltere İzlenimleri – 1

Yazan: birben Haziran 23, 2009

1- Yurt dışına gidin bakın yerler pırıl pırıl. YALAN. Daha uçaktan iner inmez karşılaştığım manzara, sigara izmariti dolu bir sokak oldu. İnsanlar çok rahat ellerine geleni atıyorlar yere. Yerlerde ne ararsanız bulmanız mümkün. Bu konuda Türkiye’yi hiç aratmıyorlar :)

2- Üniversite’de kesinlikle İngilizden çok başka milletlerden insan var. Özellikle Malezyalı, Hintli ve uzak doğulu (tipten çin mi japonya mı anlayamıyorum maalesef) çok var. Öğrendiğime göre Malezya hükümeti buraya gelenlerin ücretlerini karşılıyor (lisans sonrası anladığım kadarıyla). Doktora için gelenleri düşündüğünüzde üniversite de hiç ücret vermeden bedava iş gücüne sahip olmuş oluyor. Bu şekilde ücreti kendisi ödeyen başka ülkeler de varmış. Zaten üniversitenin (University of Nottingham) Malezya ve Çin’de de kampüsleri var. Bu zaten çoğu şeyin göstergesi herhalde.

3- Yeşillik konusu kesinlikle abartılmıyor, her yer yemyeşil maşallah. Gelirken yeşl görmekten midem bulandı :P Geldim burası da yemyeşil. Üniversite zaten doğayla içiçe muhabbetine sürekli bir doğal ortamda.  Ana kampüs (Main Campus) direk neredeyse kendi ormanın içinde. İlk gün servisten yanlış yerde inince, kaldığım yeri bulmak için 1 saat yürüdüm. (bknz. Yol sormayan erkek modeli) Çalıştığım bina başka bir kampüste(Jubilee Campus) kapıdan çıkınca direk ördeklerle, kuşlarla falan karşı karşıya geliyorsunuz. Eski bir fabrikayı yıkıp yapmışlar gölet tarzı da bir şey var. Bu ördek, kuş, balık falan da o ayak tabi :) Bu arada okul bu kampüslerden ve binalardan ötürü ödüller almış. 2 tane de Nobel ödüllü prof. var zaten okulda.

4- İndiğim andan itibaren gözüme çarpan şey özellikle erkeklerin ön kollarındaki dövmelerdi. Sonradan öğrendiğime göre burada orta direk arasında çok modaymış bu dövme işi. Gerçekten de çok sayıda dövmeli insan gördüm. (%80 desem abartı olmaz herhalde)

5- Kesinlikle çok saygılı insanlar yalnız. Yaya geçidi olan bir yerdi, araba geliyo diye durdum, araba da durdu. Tabi alışık değiliz, şaşırıyo insan. Bu olayı herkes yapıyo, tek bir olay da değil yani. Trafik kurallarına hepsi fazlasıyla dikkat ediyorlar, otobüste bile herkes emniyet kemeri takıyor. Bu saygı mevzusu yalnızca trafik ile de alakalı bir mevzu değil, İngilizlerin en çok kullandıkları kelime öbekleri: Sorry ve Thank you. Bünye alışık değil tabi bu kadar kibarlığa

6- Bunların konuştuğu kesinlikle ingilizce değil, inanılmaz bir aksanları var. Ya da ben gıdım ingilizceden anlamıyorum.

Çok gezmediğim için şimdilik bu kadar, ikincisi gelir mi bilmem :)

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;