Murat BİRBEN

Gelişine ne olursa…

Eylül, 2008 için Arşiv

Ömer Hayyam’dan

Yazan: birben Eylül 21, 2008

Lise yıllarında arkadaştan bir kitap almıştım kim olduğunu tam hatırlamıyorum ama o da kitabı zaten başkasından almıştı ((:. Kitap sonra nasıl olduysa bende kalmıştı. Bugün gözüme o kitap ilişti. Bugünün diliyle Hayyam (Bu arada linkteki kitap ile benim okuduğum arasında farklılık olabilir benimki 93 basım ((: ) İşte o zamanlar kitapta işaretlediğim bazı şiirler:

MUTLU KİŞİ

Aşk kitabını evirdim çevirdim.

Bir adam konuştu kitabın içinden,

yüreği yana yana, bir adam:

“Kimdir mutlu kişi, bilir misin?

Bir karısı olacak ay gibi güzel.

Bir gecesi sürecek yıl kadar uzun.”

BERİ DURSUN

Cennet varmış, bakın hele,

güzeller dolaşırmış salına salına,

sular akarmış şeker gibi tatlı,

ırmaklar gürlermiş şaraptan, sütten, baldan.

Ey şarap sunan, hadi durma,

aklını başına al, bir tas şarap sun,

bin veresiye beri dursun,

bir peşin yeter de artar bile.

VIZ GELECEK

İster mülüman olsun, ister gavur, bana ne,

sımsıcak olsun yürek dediğin,

sevgiyle dolu olsun ağzına dek.

Bizim deftere adın hele bir yazılsın, kardeş,

o zaman cennet de vız gelecek sana,

göreceksin, cehennem de vız gelecek.

ACI ŞİİR

Dost mu dedin? Şu hokkabaz evinde ha?

Sakın arayıp durma onu boş yere,

bunu benden duy, kimseye bir şey deme.

Dermanı falan geç bir kalem, derde sarıl,

sarmaşdolaş otur kal acılarınla.

Acılara ortak mı dedin? Geç onu da.

DAKKA ŞAŞMA

Şu olan biten var ya, boş ver ona.

Taş yağsın isterse, çok sürmez.

Dakka şaşma dakka, yaşamaya bak.

Ne geçmişi düşün, ne gelecekten kork.

EYVALLAH ETME

Bir sürü ite kopuğa kulluk

daha ne kadar sürecek?

Konma ordan oraya sinek gibi,

kimseye eyvallah etme,

yeter iki günde bir somun ekmek.

İç yüreğinin kanını,

ellerin aşını yeme.

İNSANCA YAŞAYAMAMAK

Bu dünyadan mı korkar sanırsınız beni,

ölmekten mi korkar sanırsınız,

canımın, bırakıp bedenimi, gitmesinden mi?

Ölüm gelmiş gelmemiş, umrumda değil.

Yolumu kesen, insanca yaşayamamak.

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Önümüzdeki siyasetlere bakalım

Yazan: birben Eylül 9, 2008

‘Önümüzdeki siyasetlere bakalım’ derim
Erivan’a sayın Cumhurbaşkanı’nın (bu yazıda bundan sonra ‘Gül’ diye kısaltılacaktır) gitmesi, ben bunu daha önce yazdım, iyi olmuştur.
Bence bundan sonraki hedef; KKTC, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve Türkiye’nin katılacağı bir turnuva olmalıdır. UEFA, harbiden barış istiyorsa, eyyamcılık yapmamalı, turnuvanın resmi nitelik kazanması için bir formül bulmalıdır.
UEFA, ayrıca önümüzdeki yıllarda eleme gruplarından birinde mutlaka Yunanistan’la Makedonya’yı eşleştirmeli ve mesela Papulyas Makedonya Cumhurbaşkanı Branko Crvenkovski’yi davet etmezse, Gül ve Sarkisyan durumdan vazife çıkartıp, “Tamam biz geliyoruz” demeliler. Aslında biri öbürünü davet etse bile Gül ve Sarkisyan gitmeli. Çünkü bu işin de bir protokolü oluşacak. En azından onu öğretirler.
Dahası; artık zorluk derecesi yüksek maçlarda Gül ve Sarkisyan’ın ‘Gönüllü Cumhurbaşkanı’ olarak görevlendirilmesini, bence UEFA, hatta FIFA düşünmelidir. FIFA Gül ve Sarkisyan’a ‘Elçi’ unvanı vermelidir. Bu iki ‘Elçi’nin Gözlemci sıfatı da olmalıdır. Sorunlu iki ülke cumhurbaşkanlarının nasıl davrandıklarını, ortamı yumuşatmak hususunda ne tür bir performans sergilediklerini rapor etmelidirler. Bundan sonra mesela Papulyas ve Crvenkovski’ye böyle bir görev verilebilir mi, bunu ölçmelidirler.
Ayrıca bu maçlardan önce, mesela Hristofyas ve Talat, veya Saakaşvili ve Putin, Murat Yetkin’e demeç vermeli, Murat Yetkin’e demeç vermeden oynanan maçların skoru tescil edilmemeli.
Öte yandan bu tür maçlar, kamu oyu ilgisinin dağılmaması bakımından aynı gün olmamalıdır. Mesela Ermenistan-Türkiye maçının oynandığı gün Küba-ABD maçını oynatmak gibi özensiz yaklaşımlar tekerrür etmemelidir.
Kosova da bu konuda gündeme alınmalı, Sırbistan’la ne yapıp edip oynaması sağlanmalıdır. Öyle tanıdın mı tanımadın mı benzeri ayrıntılar bir kenara bırakılmalıdır. Gün o gün değildir. Yenilen, Gürcistan-Rusya maçının galibiyle final oynamalıdır. Belki de Kafkasya’dan, hiç maç yapılmadan kura ile bir finalist tespit edilmelidir. Kura, uzun çöp kısa çöp esası üzerinden çekilmelidir. Kura çekim töreninde, arkadan Ahmet Kaya’nın “Kısa çöp uzun çöpten mutlak öcün alacak” şarkısı verilmelidir.
Deniz Baykal’a, Küba-ABD maçı da dahil, bütün böylesi maçlardan önce Azerbaycan’a gidileceği sözü verilmeli, hatta bizzat kendisi gönderilmelidir. Ermenistan-Azerbaycan
maçı Nahçıvan’da oynanmalı, başlama vuruşunu da Baykal ve Bahçeli, birlikte yapmalıdır.
Bence Başbakan da Aydın Doğan’la meselesinin çözümüne ön ayak olması kabilinden bir minyatür kale çevirmelidir. Kazanana sembolik mahiyette bir Deniz Feneri verilmelidir.
Madem futbol sadece futbol değil, bütün bunlar olmalıdır.

Yazının Erkan Goloğlu tarafından yazılmış orjinali

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Vindozum kapansın kendiliğinden

Yazan: birben Eylül 7, 2008

Uykum geldi ama uyumadan önce bir kaç şarkı dinlemek istiyorum ve de yatarak uykuya dalmadan hemen önce olsun istiyorum. Tabi bir kaç şarkı için bilgisayarın bütün gece açık kalmasını istemeyiz değil mi? Uykumuz tam gözümüzden akarken yatağımızdan kalkmak da istemeyiz elbet. O zaman vindozum kendi kendine kapanıversin lütfen ((:

Çoğu arkadaş biliyordur bunu neden yazıyon diyebilirsiniz ama ben uzun zaman sonra kullanma ihtiyacı hissedince belki bilmeyenler vardır diyerekten yazayım dedim (: Yapacağımız şey cidden kolay. Önce komut satırımızı açalım.

Başlat->Çalıştır diyelim çıkan ekranda cmd yazıp enter’a basalım.

Çalıştır penceresi

Çalıştır penceresi

Siyah, bazılarına göre sevimsiz bazılarına göre ise canan olan ekran çıktı karşımıza. (Canan diyenler genelde linux siyahını tercih ederler orası ayrı mevzu tabi, bu ekran olcaksa tabi linux olsun((: ) Evet şimdi sıra komutumuzu yazmaya geldi:

shutdown -s -t xx

bu xx yerine bilgisayar kaç saniye sonra kapanmasını istiyorsak onu yazıyoruz. Bu kadar basit ((: Bunu yazdıktan sonra karşımıza geri sayan bir pencere çıkacak… Noldu şarkıları dinlerken uyumaktan vaz mı geçtiniz?? O zaman bilgisayarın kapanmasını iptal edelim hadi.

shutdown -a

Bu komutun daha ayrıntılı açıklamasını görmek için yanına hiç arguman koymadan sadece

shutdown

yazın o zaman bir kaç ekstra özellik göreceksiniz…

Haydi müzikle birlikte iyi uykular…

Yazı kategorisi: Bilgisayar | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

Google Chrome

Yazan: birben Eylül 3, 2008

Evet sonunda google kendi web tarayıcısını çıkarttı. Google Chrome… Şu anda sadece windoz xp ve vista için olan sürümü mevcut ama linux ve mac için olan versiyonları en kısa zamanda çıkacakmış…

Google chrome’un ilk göze çarpan özelliği belki de en önemli özelliği hızlı oluşu. Zaten bu web tarayıcının en önemli amaçlarından biri belki de en önde geleni bu hızlılık. Çok sade bir arayüzü var, yeni bir tab açtığınız zaman size en çok ziyaret ettiğiniz sayfalardan bir demet sunuyor aynı zamanda yer imlerinizden bir demet ile birlikte en son kapattığınız sekmeleri de görebiliyorsunuz. Tabları alıp yerlerini değiştirebiliyorsunuz, bir sekmeyi alıp bundan yeni bir pencere yaratabiliyorsunuz. Yine en güzel özelliklerinden biri gizli pencere özelliği, gizli pencere ne mi? Bu tamamen sizin güvenliğiniz için yapılmış bir aksiyon. Bilgisayarınızda bu açılan pencere ile ilgili en ufak bir bilgi bile saklanmıyor…

Şimdi chrome ile yeni gelen bir durum, diğer tarayıcılarda bildiğim kadarıyla yok bu özellik. Her açtığınız sekme bilgisayarınızda yeni bir process (işlem) oluyor. Bu ne demek? Opsys alanlar hemen cevap verin ((: Bütün sekmeler aslında ayrı birer çalışan programcık demek en kaba anlatımıyla yani bize ne bundan derseniz, eğer sekmelerinizden biri patlarsa diğer sekmelerinizdeki işlemlerinize aynen devam edebileceksiniz bunların birbirleriyle bir alakaları yok ;) Sekmelerinizin yanında sağ tıklarsanız Görev Yöneticisini göreceksiniz işte bu aynen vindoz task manager gibi ama sadece sizin sekmelerinizi göstern bir yönetici. Hangi sekmeniz ne kadar memory kullanıyor, ne kadar cpu harcıyor hepiciğini görebiliyorsunuz. Hatta sol alta bakın meraklısı için daha fazlası bile var ((:

Özellikleri böyle akıp gidiyor, alta zaten özellikleriyle ilgili bir iki video koyacağım izleyiniz görüntülü görünüz ;)

Ha diceksiniz süper mi bu tarayıcı, tabi ki değil… Beta sürümü daha ((: eksikleri var hataları var, flash player ile ilgili bir problem var aşağıdaki videolardan birinde de bunu zaten görebileceksiniz. Feysbukta çete savaşlarında problem çıkartıyor ((:

Neyse denemenizi tavsiye ederim, güzel biz sevdik ailecek indiriyoruz ((: Buyrun size vaat ettiğim videolar:

Google Chrome’un 10 tane özelliği sizler için hazırlandı :P :

 

 

Google Chrome’un arkasındaki hikaye:

 

 

Ve Google gözlüklerini çıkartalım ve arkadaşın ilk izlenimlerine bakalım Chrome hakkındaki ((: 

 

 

OOuwww son bir ekleme, şimdi gördüm Türkçe olarak özellikleri anlatan bir sayfamız da mevcutmuş. İsteyen buyursun burdan yaksın. 

http://www.google.com/chrome/intl/tr/features.html

Yazı kategorisi: Bilgisayar | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Nietzsche’den

Yazan: birben Eylül 2, 2008

Düşün…

Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter…

Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini…

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , | » yorum bırak;

Ramazan dayanışması kalıcı kılınamaz mı?

Yazan: birben Eylül 1, 2008

Ramazanla birlikte kent meydanlarına iftar çadırları da kuruldu. Varoşlara yardım kolisi dağıtımı başladı.
Yurttaşın gözüne girmeye çalışan yerel belediyeler, parti örgütleri, yardım kuruluşları bedava iftar yemeği için yarışıyorlar.
Hiç kuşkusuz övgüye değer bir yardımlaşma geleneği bu…
Komşusu açken tok yatanı kendinden saymayan bir kültürün asırlık dayanışma biçimi…
Yürek ferahlatan, biraz da vicdan azabından kurtaran bir âdet….
* * *
Ancak günümüzde asıl amacından sapıyor.
Gösteri çağı, iftar çadırlarını da birer şov merkezi haline soktu.
Çadırı dikenin, yardımı yapanın, yemeği verenin, sofrayı kuranın adının uluorta ifşa edildiği iftar yemekleri…
Birer parti hediyesi şekline bürünen yardım kolileri…
Sevap işleyenle yardımı alan arasında kalması esas olan yardımlaşma seanslarına kameraman ordusuyla gelen ünlüler…
Ramazanı, bir halkla ilişkiler kampanyasına dönüştüren bu tavır yardım alanı ezdiği gibi, dayanışma geleneğini de zedeliyor.
* * *
Gerçi ülkede yaygınlaşan yoksulluğa, ağırlaşan geçim sıkıntısına, açlık sınırında yaşayan aile sayısındaki artışa bakıldığında, “bu ayrıntılar”ı dert etmek, birçoklarına lüks gibi görünüyor.
Toplu bir para uğruna, medya tuzaklarında ekran önünde çoluk çocuk yarıştırılmaya bile razı olanlar için, üzerinde falanca partinin damgası bulunan bir yardım kolisi ya da filanca derneğin iftar yemeği, reddedilmesi zor bir armağan…
Bir alternatif üretmeden “Vatandaşa bedava kömür dağıtıp oy topluyorlar” diyerek muhalefet yapanların sandıkta ne hale geldiğini gördük.
* * *
Acaba hem toplumdaki dayanışmacı damarı diri tutup hem bunu gündelik politikaya alet etmeyecek, yardım yapanı reklam etmekten kaçınıp yardım alanı ezmeyecek bir yöntem bulunamaz mı?
Ramazanda canlanan bu seferberlik, bütün yıla yayılamaz mı?
İş, yoksula iftar çadırı kurmanın, mahalleye erzak kolisi dağıtmanın ötesine taşınamaz mı?
İşsizler için pratik iş olanakları ya da onları güvenceye alacak bir sigorta sistemi geliştirmek, evsizlere daimi barınak, açlara aşevi, yoksullara kısmi destek sağlamak için kamusal denetim altında sivil bir yardımlaşma sandığı düşünülemez mi?
Bunun da ötesinde, sorunun kökeninde yatan gelir adaletsizliğini dengeleyecek, yoksullukla mücadele edecek, pahalılığa çareler üretecek kalıcı sosyal politikalar geliştirilip, gereken kaynak için yardımseverlerden bir fon oluşturulamaz mı?
Bunun için çok ortaklı, sivil bir ulusal kampanya açılamaz mı?
İlgili ya da gönüllü kuruluşlar bu kampanyanın çatısı altında toplanamaz mı?
Ramazanda hediyeli ev ziyaretleri için yola düşen yardım gönüllüleri, iftar çadırı kuran belediye örgütleri, bu kampanyaya omuz veremez mi?
* * *
Ramazanı bir yasak savma, vicdan rahatlatma molası olmaktan çıkarıp onun ilham verdiği dayanışma ruhunu tüm yıla yaymak mümkündür.
Bireysel destek çabalarını kurumsallaştıracak, Ramazan’daki yardım seferberliğini daimi kılacak yollar bulunabilir.
Sadaka verir gibi değil, elindekini komşusuyla paylaşır gibi bir yardımlaşma yöntemi geliştirilebilir.
Böylesi hem daha kalıcı, hem daha zariftir.
Herkese mübarek ramazanlar!

http://www.milliyet.com.tr/2007/09/15/yazar/dundar.html

Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: , , | 1 Yorum »