İşte sizlere güzel bir firefox eklentisi, zamanınız varsa izleyin aşağıdaki videoyu ve neler yapabildiğini görün (: Eğer aşağıdaki vidoeyu göremiyorsanız siz hala youtube’u izleyemenlerdensiniz demektir ((: o zaman önce burayı okuyun ((:
Ağustos, 2008 için Arşiv
Uzun oyuncular için 4 İpucu
Yazan: birben Ağustos 26, 2008
Bu sefer de uzun oyuncular için Eric Musselman’dan bir yazı…
Eğer uzun oyuncularınızı geliştirmek isteyen bir koçsanız, işte size Santa Clara basketbol işlerinin direktörü Jason Ludwig‘den bazı ipuçları.
Dört hızlı ipucu:
1- Sahayı koş. Rakibin senden büyük de olsa güçlü de olsa sahada ondan daha fazla koşabilirsin. Bu senin fiziksel kondisyonunun üst seviyede olmasını gerektirir, böylece potadan potaya büyün maç boyunca koşabilirsin. Sahada koşan uzun oyuncu sadece kendisine sayı yapmak için kolay fırsatlar yakalamaz aynı zamanda geçiş oyununda(transition) takım arkadaşlarına açık pozisyonlar yaratır.
2- Panyayı kullan. 10 feet(3 metre) içinden şut atarken sürekli panyayı kullanmaya çalış. Böyle yaparak yakın mesafelerden atış yaparken panyayı kullanmadan atış yapma ustalığından kurtulmuş olursun.
3- Topu zekice iste. Sahayı her zaman sağlam bir şekilde koşmalısın bu sayade topu alabilirsin. Eğer alamaszan güçlü bir şekilde post-up yapıp (sırtı potaya dönük) topu istersin. Takım arkadaşın şut attığı zaman, topu almak için hücum ribaunduna güçlü bir şekilde çık. Uzun oyuncu topu ne kadar çok alırsa, o kadar çok sayı atacaksın ve takımın o kadar daha fazla sayı yapmış olacak. Topu almak için basitçe topu isteyemezsin onu talep etmelisin.
4- Ellerin üzerine çalış. Sana atılan her pası yakalamalısın.
Original Post by Eric Musselman : http://emuss.blogspot.com/2008/08/four-tips-for-your-bigs.html
Yazı kategorisi: Eric Musselman | Etiketler: Basketbol, Jason Ludwig, transition, uzun oyuncu | » yorum bırak;
Aziz Nesin’den
Yazan: birben Ağustos 24, 2008
Bir mail grubundan postama düşen ufak bir yazı…
Aziz Nesin’den inciler………………..
”1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.Dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldılar.
Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine ‘çevikel’ soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı.
Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım.Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”
Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: Aziz Nesin | » yorum bırak;
Baş ağrısı
Yazan: birben Ağustos 22, 2008
Çok okunan süpersonik yazılarıma bir yenisini ekliyorum büyük okuyucu kitlem. Saydım tam tamına 34.276.803 kişisiniz. Herhalde bu bir rekor olsa gerek. Hazır olimpiyatlar devam ederken bu rekorumu tescilletip bir de olimpiyat madalyası alayım.
Neyse konum baş ağrısı, bundan öncekiler hasret gidermeydi beni özlediğinizi düşünerek. Evet eski yazılarımızdan bir tanesinde alkol aldıktan sonraki baş ağrısını nasıl önleyebileceğinizi ha önleyemediniz nasıl üstesinden gelebileceğinizi bilimsel verilere dayanarak anlatmıştık. Şimdi ise normal zamandaki baş ağrılarına gelicez, pek tabi baş ağrılarını başlı başına anlatmamı beklemeyin benden sevgili 34.276.804 adet okuyucum (sayılar arasında fark var biliyorum ama şimdi bi kişi daha geldi üşenmedim sağlaması için bi daha saydım, doğrudur…) Baş ağrısını geçirmek aslında diş ağrısını geçirmeye başlar, sebebi ne olursa olsun ki ne olabilir baş ağrısının sebebi; ateş, tansiyon, stres, uykusuzluk vs. bu durumlarda napıyoruz direk alkol alıyoruz (: ama alkol ile birlikte geçen yazımda değindiğim hususları unutmuyoruz ve bilinçli bir şekilde tüketiyoruz alkolümüzü. Sonra alkolün gevşettiği bünyemize sağlam bir uyku çektiriyoruz ve bir de ne görelim daha uyumadan baş ağrıız geçmiş sabah kalktığımız da ise bomba gibiyiz…
Hadi bakalım sevgili okuyucularım bu önemli bilgiyi hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayın…
Sağlıcakla kalın…
Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: alkol, baş ağrısı | » yorum bırak;
Sol Elim
Yazan: birben Ağustos 20, 2008
Sarhoş oldum da
Seni hatırladım yine;
Sol elim,
Acemi elim,
Zavallı elim!
Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: Orhan Veli Kanık, Sol elim | » yorum bırak;
Rakı sonrası baş ağrısı hakkında
Yazan: birben Ağustos 11, 2008
Geçen cumartesi arkadaşlar ile içkiyi gereğinden fazla kaçırmışız. Tabi ki her zamanki gibi rakımızı içtik. Koç grubunun rakı sektöründen çekilmesinin avantajını kullanarak Mercan rakıyı tükettik
Tabi bunun sonucunda pazar sabahı kalktığımızda dayanılmaz baş ağrısı bizimle beraberdi. İşte o anda okuduğum kitabı hatırladım ve neden bunu dün gece hatırlamadım diye hayıflanmaya başladım oysa ki bundan önceki rakı sofralarında bu kitaptan edindiğim bilgileri etrafımdakilerle paylaşmıştım.
Kitap Oğlak Yayınlarından çıkan Deniz Gürsoy’un yazdığı Çilingir Sofrasında rakı adlı kitap, şimdi o kitaptan bir bölümü alıntılayacağım buraya:
Vücudumuzun ağırlığının % 50-65′i sudur. %2 oranında su kaybı bile vücut performansının % 5-8 oranında azalmasına yol açar. Bu, 70 kg ağırlığındaki bir vücudu örnek alırsak, yaklaşık 1 litre su kaybetmesi demektir. % 4 oranında su kaybı (2 litre), baş ağrısı ve belirgin biçimde kasıklarda ağrı yapar. Su kaybı % 5′e çıkınca bayılma ve kramplar ortaya çıkar. % 15 su kaybıysa ölüme yol açar (yaklaşık 7 litre). İşte içkiden “çatladı” denildiğinde “merhum ayyaş”ın karnının ya da vücudunun çatlaması değil, susuzluktan iki kanat taktığı anlaşılmaktadır.
Tuz vücutta su tutar, alkol ise tam tersine vücuttan su atar. Her bir ölçü saf alkol tam dokuz misli suyu vücuttan atar. Bu durumda rakının % 45 – 50’si saf alkol olduğuna göre her aldığımız tek rakıyla birlikte 4,5 misli su almamız gerekecektir.
İşte burdan da anlıyoruz ki arkadaşlar, alkol alırken vücudunuzun su dengesini koruyun ki sabah kalktığınızda görece daha iyi olun.
Bir de Osman kardeşimin verdiği asprin c de işe yarıyor tabi mümkünse Kürşat kardeşimin menemenini yedikten sonra içilsin
Aydın Boysan ne demiş rakı için “azı az zarar, çoğu çok zarar”
Bilinçli tüketelim rica edicem…
Necip Mirkelamoğlu ile bitirelim…
Ne dert kalır, ne keder,
İçeni mesut eder,
İçebilirsen eğer,
Ruh’a ciladır rakı…
Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: aydın boysan, baş ağrısı, deniz gürsoy, necip mirkelamoğlu, Rakı | 1 Yorum »
Kazanmak mı oyuncu yetiştirmek mi?
Yazan: birben Ağustos 11, 2008
Stan Van Gundy’nin Heat koçuyken yaptığı bir konuşmanın videosunu izledim biraz önce bence çok önemli bir video keşke elimde olsa da Türkiye’deki bütün alt yapı antrenörlerine izletebilsek. Alt yapı antrenörlerinin hepsinin amacının oyuncu yetiştirmek oyuncuların yetenklerini geliştirmek olması lazım, maç kazanmak değil. Aynı Van Gundy’nin dediği gibi Türkiye’de özellikle küçük şehirlerde profesyonel liglerde kesinlikle pota altında oynayamayacak oyuncular takımın en uzunu oldukları için pota altında ribaund almaktan başka bir şey yaptırılmazlar, çocuk fundamental olarak zayıf kalır… Bu çok yanlış bir durum aynı şekilde küçük takımlara alan savunması yaptırılması gibi… Neyse videoyu mutlaka izlemenizi tavsiye ederim…
Yazı kategorisi: Basketbol | Etiketler: alt yapı, Basketbol, stan van gundy | » yorum bırak;
Boşluk
Yazan: birben Ağustos 7, 2008
Pek bişey yazasım yok bu aralar… Pek bişey yapasım da yok bu aralar…
Boşluk…
Boşluk derin ve uzun…
Boşluk içimde, boşluk her yerde…
Anlamlandırmaya çalıştığımız herşeyin içi boşaltılmış, onlar da artık boşluk…
İyilik yok, güzellik yok hepsi yerine koskocaman bir boşluk…
Umut bitince herşey biter mi yoksa umut sadece bir yanılsama mıdır? İnsan ne için umut eder? neyi umut eder?
Sus söyleme
Bir şey söyleme artık
Sus söyleme
Her şey gereksiz artık
Bana düşen dönüp de gitmek
Sonunda elimde kalan
Bir avuç hüzün ve keder
Yazı kategorisi: hayat | Etiketler: boşluk, Zülfü Livaneli | » yorum bırak;
Mükemmel oyun kurucu için 4 Özellik
Yazan: birben Ağustos 1, 2008
Bu hafta başında “USA Today”de çıkan 15 yıllık oyun kurucu Jason Kidd hakkındaki makaleyi görmüş olabilirsiniz.
Bir kolej oyun kurucusu (çok iyi olmayan) olarak ve oyun kurucunun sahadaki en önemli pozisyon olduğuna inanan biri olarak makaleden mükemmel oyun kurucuyu tanımlayan 4 özellik çıkardım.
1-Saha Görüşü: “O şeyleri görüyor” diyor Dwayne Wade Jason Kidd’in 6. hissi hakkında. “Sahada olduğunuzda ve onun bir şeyler yaptığını gördüğünüzde, onu 3 dakika kadar falan önce gördüğünü düşünüyorsunuz.”
2-Yüksek Basketbol Zekası: “Aklı onun en büyük yeteneği” diyor Krzyzewski. “Ve saha içindeki durumlara iç güdüsel olarak tepki verme kabiliyeti en üst düzeyde, bu oyunu şimdiye kadar oynayanlar arasında olabilecek en üst seviyede.” Krzyzweski Kidd’in basketbol zekasını Kidd’in Kaliforniya’da büyürken idolu olan Magic Johnson ile karşılaştırıyor.
3-Sadece paslar değil, mükemmel paslar: “O bir pasör olarak büyüdü, açıları anlıyor. Jason ile beraber çok boş şutlar yakalıyorsunuz. Topu tam olması gereken yere koyuyor.” Geçen sene şut antremanlarından birinde Kidd Carmelo Anthony‘e dönüp “Topu nereye istersin” diye sormuş Anthony tam olarak Kidd’in ne demek istediğini anlamayarak şaşkın bir şekilde bakmış. “Ne demek istiyorsun?”. Krzyzewski Oyuncuların Kidd’in topu istedikleri en iyi yerde onlara verebileceklerini anladıklarında reaksiyonlarının “Yani oda servisimiz olacak, peki etimi de kesecek misin? Bana topu belirli pozisyonlarda mı vereceksin?” olduğunu söylüyor. Peki Anthony topu nerde istiyor? “Onu bana nerde verirse” diyor Anthony.
4-İşleri kolaylaştırma yeteneği: “Bizim takımımız için muhteşem olan şey eğer Kobe, Carmelo ve LeBron’u oyuna sürerseniz, sadece işleri kolaylaştırmaya bakan bir oyun kurucuya ihtiyacınız var ve işte bu Jason’ın yaptığı” diyor yardımcı koç Jim Boeheim. “Diğer büyük oyun kurucuların oyunlarında skor payları var, hatta bunlardan bazılarının oyununda büyük bir payı var, ama Jason’ın hiç bir zaman şut atmaya ihtiyacı yok.” Bu yaklaşım paslaşma üzerindeki vurgu ve bencil olmayan oyun ile birlikte uluslarası maçların takım yönlü anlayışına uyuyor.
Original post by Eric Musselman: http://emuss.blogspot.com/2008/08/four-traits-of-perfect-point-guard.html
Yazı kategorisi: Eric Musselman | Etiketler: Basketbol, Jason Kidd | » yorum bırak;